MAHMÛD DERVÎŞ - İMKANSIZI VASİYET EDİYORUM SANA


 

Mahmûd Dervîş’in Edward Said’e ithaf ettiği şiiri.


[Ben yahut o değil

Ama bir okur soracak

felaket zamanında şiirin bize ne söylediğini]


Kan,

kan,

ve kan ülkende,


benim adımda ve senin adında, badem çiçeğinde,

muz kabuğunda, bebeğin sütünde, ışıkta ve gölgede,

buğday tanesinde, buğday kutusunda /

Usta nişancılar vuruyor hedeflerini kusursuzca

Kan,

kan,

ve kan..

Bu toprak kurbanlar gibi kıyametin eşiğinde duran çocuklarının kanından daha küçük...

Bu toprak mübarek mi gerçekten yoksa vaftiz mi edilmiş

kanla,

kanla,

ve kanla


Ne dualar kurutabilir onu ne kum.

Kutsal kitabın sayfalarındaki adalet

şehitlerin bulutların üzerinde yürüme özgürlüğüyle sevinmelerine yetmiyor.

Gündüz kan. Karanlıkta kan. Sözde kan.

Gökyüzü olmayan bir dünyada, yeryüzü dönüşür bir uçuruma.

Şiir ise bir teselli hediyesi

ve güney yahut kuzey rüzgarlarının sıfatlarından biri.

Anlatma kameranın gördüğünü yaralarında.

Bağır duymak için kendini, bağır bilmek için hâlâ yaşadığını

ve hayatın bu toprakta mümkün olduğunu.

Ardından bir umut icat et söze, bir yön yahut umudu uzatan bir serap bul,

ve şarkı söyle çünkü güzellik özgürlüktür /

Diyorum ki: Yalnızca zıddı olan ölümle tanımlanabilen bir hayat... hayat değildir

Dedi: Senden önce ölürsem

imkansızı vasiyet ediyorum sana!

Sordum: Uzak mı imkansız?

Dedi: Bir nesil ötede

Sordum: Ya senden önce ben ölürsem?

Dedi: Başsağlığı dilerim Celile’nin dağlarına

ve yazarım: “Güzellik, uygun olana ulaşmaktan başka bir şey değildir.”

Ve şimdi, unutma: Ölürsem senden önce

imkansızı vasiyet ediyorum sana

Bir kartal veda ediyor zirvesine

ta yükseklerden,

Çünkü Olimpos’ta ve zirvelerde yaşamak

usanmaya sebep oluyor


Elveda,

Elveda elemin şiirine!


Şiir: Mahmûd Dervîş

Tercüme: Emre Özen


NOT: Şiirin tamamı çok uzun olduğu için bazı bölümleri tercüme edilmemiştir. Eksik kısımlar “…” ile belirtilmiştir.